Norveç Yürüyüş Rotaları Tjeldbergtind-Uttakleiv&Hauckland-Reinebringen-Trolltunga-Pulpit Rock(Preikestolen)-Kjerag
- Derya Bilgiç
- 13 saat önce
- 28 dakikada okunur
rveç, derin mavi fiyordların, nefes kesen uçurumların, kutup soğuklarının, kar ve buzun, unutulmaz yürüyüş rotalarının vahşi doğanın ülkesi. Bu yazımda sizlere Norveç'in popüler yürüyüş rotaları hakkında derlediğim bilgileri ve deneyimleme şansı bulduğum 6 yürüyüş rotasını kalemim döndüğünce anlatmak yapmak istiyorum. Avrupa'nın kuzey ucundaki Vikinglerin diyarının soğuk ve güzel ülkenin insanları için hiking en önemli hobilerden biri neredeyse bütün Norveçliler yaz-kış, dağ-bayır demeden yürüyorlar, kimi rotalar çok zorlu kimi rotalar ise daha kolay oluyor ama sonunda ulaşılan manzaraların hepsi çok güzel.

Norveç’te yürüyüşlerinde ilk adım olarak hava koşullarını iyi izlemek, meteorolojik koşullar gün içinde o kadar değişken oluyor ki herhangi bir parkuru güneşli bir havada başlayıp, yağmur altında devam edip, karla bitirebiliyorsunuz. İkinci adım ise yürüyüş sırasındaki kıyafet ve ekipmanlarınızın değişken koşullara uygun olması gerekiyor, su geçirmez ve tabanları kaymayan ayakkabılar, yedek çoraplar, iyi bir yağmurluk ve şapka olmazsa olmazlarımız. Ülkenin her yanında her tür zorluk derecesinde yüzlerce parkur düzenlenmiş.

- Tjeldbergtind/Svolvaer Rotası: Lofoten adalarının güneyinde küçük bir balıkçı kasabası olan Svolvaer çevresinde bir sürü parkur var biz Tjeldbergtind rotasını seçtik ve merkezden Kongsvatnveien Caddesi üzerindeki itfaiye merkezinin arkasındaki patikanın başlangıcına geldik, itfaiye merkezinin arkasındaki Kjelberglia Sokağına arabayı park edip soğuk bir havada ve zaman zaman çiseleyen yağmur altında yürüyüşe başladık.

Mesafe : 3,8km Süre : 1-1,5 saat Yükseklik : 362m Zorluk Derecesi : Kolay
Rotanın başlangıcı ve ilk manzara noktası
Deniz seviyesinden 63 metre yükseklikten başlayan rota zirvede 362 metre yükseklikte son buluyor. Başlangıç noktasında küçük ahşap bir tabela var ve patikayı gösteriyor. Hava buz gibi ve zaman zaman yağmur atıştırıyor, bodur ağaçlarla çevrili, hafif eğimli toprak bir patikadan yürümeye başladık. İlk virajı dönerken zirveden dönen ileri yaşta biriyle karşılaştık, zeminin kaygan ve yer yer çamur haline geldiğini, yağmur devam ederse arazinin daha da batak olacağını, su geçirmez ayakkabılar giymemiz gerektiği konusunda uyarılarda bulundu, teşekkür edip yolumuza devam ettik. Birkaç yüz metre sonra patika genişleyerek toprak yola dönüştü yolun sağında ağaçların arasında atış poligonu var ama çevresinde hiç kimse yoktu, kısa bir süre hafif eğimle çıkmaya devam ettikten sonra yolda karşılaştığımız adamın bahsettiği bataklık araziye geldik, neyse ki burada ahşap tahtalardan yürüme yolu ve geçitler yapılmış, tahtaların üzerinde kaymamaya çalışarak bu kısmı geçtik ve oldukça dik bir yamacın eteğine geldik, rotanın en yorucu bölümü burası eğim çok fazla, yerler kaygan, doğal taşlardan yapılmış farklı yüksekliklerdeki basamaklar dengesiz ve yağıştan kayganlaşmış.
Her adımda önümüze muhteşem bir manzara seriliyor

Manzara yükseldikçe göz kamaştırıcı hale gelmeye başladı, her adımda görüntü biraz daha büyüleyici oldu, sonunda yamacın üzerindeki sırta ulaştık, yağmur kesildi ve güneş açtı, birkaç yüz metre iki tarafı uçurum olan sırttaki patikada ilerledik bu bölüm yürüyüşün en keyifli kısmı bir yanımız denizin üzerinde inci gibi dizilmiş adacıklar ile masmavi bir Vestfjord diğer yanımız Kongsvatnet gölünü çevreleyen kayalık zirveleri karla kaplı Flojan ve Svolvaergeitathe dağları. Sırttaki patika denize doğru dimdik inen uçurumun kenarındaki kayalık ile son buldu, bu nokta Svolvaer, Kabelvag, Vagan kasabaları ile Skrova ve Litllemolla adalarının hepsinin bir arada görülebildiği en güzel manzaranın olduğu yer, hatta açık ve görüşün iyi olduğu havalarda Anakaradaki Bodo şehrinin arkasındaki dağlar bile görülebiliyor.


Zirvede yarım saat manzaranın keyfini çıkardıktan sonra hızlı bir tempoda 40 dakikada arabanın yanına geri döndük. İniş-çıkış 1 saat 45 dakika yarım saatte zirve molası ile toplam 2 saat 15 dakika sürdü. Arabayı alıp Svolvaer limanındaki meydana geldik, Torget Caddesi üzerindeki Vinus Restoranda oturup öğle yemeğini yedik, kahve keyfinden sonra gece konaklayacağımız Lofoten Camping'e doğru yola koyulduk.
- Uttakleiv&Haukland plajı ve Manen tepesi yürüyüşü; Sabah kahvaltıdan sonra Lofoten Kamping'de küçük bir tura çıktık, resepsiyonun önünde pamuk gibi tüyleri olan mavi gözlü sevimli husky’i sevdikten sonra göl kenarına yürüdük, iskele üzerinde bir köşesinde göl manzaralı penceresi bulunan sauna ve yanında iki tane kocaman ahşap açık hava jakuzisi bulunan küçük bir spa var, ücreti karşılığında rezervasyon yaptırıldığında jakuziler dolduruluyor ve göle karşı açık havada sıcak su keyfi yapılıyor, zamanımız dar olduğundan bu keyfi yaşayamadık. Kampın merkezindeki ağaç gövdesine dünyanın değişik şehirlerinden gelen konukların şehirlerinin adını ve kampinge olan uzaklıklarının yazıldığı tabelalar çakılı, ricamız üzerine İstanbul tabelasını da diğerlerinin yanına çaktılar.

https://stunningoutdoors.com/haukland-beach-and-uttakleiv-beach-in-lofoten/ Map copyright Norgeskart
Mesafe : 4,1km Süre : 2-3 saat Yükseklik : 400m Zorluk Derecesi : Kolay

Bugün araba ile yolculuk kısa, kamptan ayrılıp 16km uzaklıktaki dünyanın en güzel plajlarından biri olarak gösterilen Haukland, ve Uttakleiv’e geldik, bu rotada iki ayrı seçenek var birincisi iki kumsal arasından sahildeki patikadan dolaşmak diğeri ise Manen tepesine tırmanıp 400 metre yukarıdan kumsal ve okyanus manzarasını görmek biz kumsal yürüyüşünü tercih ettik asıl hedefimiz güzel havayı bulmuşken öğleden sonra daha yorucu bir rota olan Reinebringen’e tırmanmak.


Kumsal çevresinde otomobil ve karavan park alanları, çadır kampları bulunuyor, yakın çevrede tepelere doğru farklı zorlukta ve uzunlukta yürüyüş parkurları düzenlenmiş. Plajların bulunduğu bölge doğal koruma alanı ilan edilmiş, belirlenen alanlar dışında çadır kurmak, kamp yapmak yasak. Plajlara bakan Mannen Tepesine çıkan patika keyifli ve kolay bir parkur, Haukland plajı otoparkından yolun karşısına geçip iç kesimlere devam eden çakıl yola girilip 150-200 metre sonra solda tepeye tırmanan patikaya girilerek başlanıyor.

Yürüyüş için en uygun mevsim Mayıs ve Eylül ayları arası, toprak zeminde 4,1 km'lik mesafe eğimli bir patikadan 400 metre yükseklikteki zirveye 1,5 saatte ulaşılıyor, zirvede Vik, Haukland ve Uttakleiv plajlarının göz alıcı görüntüsünü izlemek unutulmaz bir deneyim. Haukland plajı ve Uttakleiv plajı arasındaki yürüyüş rotası ise kıyı boyunca yürünen herkesin yapabileceği kolay bir parkur, bizim hedefimiz Reinebringen rotası olduğundan sadece plajları dolaştık.

Uttakleiv Plajı
Kristal gibi suları ile yeşil ve mavinin bütün tonlarını barındıran bu güzel kumsalı hafızalarımıza kazıyıp yola çıktık. Lofoten gördüğüm en güzel coğrafya, her viraj dönüşünde ayrı bir sürpriz manzara, her köşesi ayrı bir tablo gibi anlatmakla olmuyor mutlaka gelip görmek, ışığını, rengini ve enerjisini hissetmek gerekiyor, plajdan ayrılırken hava sıcaklığı 7-8 dereceydi ve buna rağmen denize girenler vardı gözlerimize inanamadık, biz üzerimizde montlar ve kazaklarla ancak ısınırken onlar denize giriyorlardı.
-Reinebringen tırmanışı; Reine Köyü Lofoten adalarının güneyinde 300 kişinin yaşadığı Norveç'in en güzel köylerinden biri. Kuruluşu 1743 yılına dayanıyor, o tarihten beri önemli bir balıkçılık ve ticaret merkezi olmuş. Köy Vestfjord ve Reinefjord arasındaki yüksek sarp dağlar ve adalar zincirinin arasına yerleşmiş, kırmızı-beyaz renkli evlerin bazıları deniz üzerine çakılan kazıklara oturtulmuş, bazıları ise kayaların üzerine yerleşmiş, görüntü şahane, evlerin ve denize dimdik inen kayalık dağların sudaki yansıması muhteşem sanki rüyada gibiyiz.


Reinebringen rotası https://guidetolofoten.com/reinebringen-hike/
Mesafe : 5,8km Süre : 3 saat Yükseklik : 510m Zorluk Derecesi : Zor

Reine çevresinde o kadar çok yürüyüş parkuru bulunuyor ve herbiri o kadar güzel ki sırf bu bölgeye 1 hafta ayırsak yetmez, çevredeki parkurların en popüler olanları; Stefannaken P-Reinebringen (4,8km-zor), Bunes Beach (Bunesstranda-6,9km-orta), Brunakseltinden and Helvetestinden (8,7km-zor), Horseid Beach (9,8km-kolay), Vinstad-Hermansdalstind-Sorvagen (16,9km-zor), Hermandalstinden from Munkebu Hut (10,3km-zor), Lofoten Ultra Trail (164km-çok zor), Forsfjord to Vinstad (3,2km-kolay), Sorvagvatnet Krokvatnet (14,5km-zor), Hermansdalstinden from Forsfjorden (7,6km-zor), parkurlardan heerbiri ayrı zorluk derecesine sahip içlerinde manzarası en iyi ve en popüler olanı Reinebringen biz de burayı tırmanmaya karar verdik. Yakın çevrede sahil boyunca uzanan Napp, Flakstad, Ramberg, Hamnoy, Sakrisoy gibi adaların özgün mimarisini yansıtan birbirinden güzel balıkçı köyleri var buradaki kulübelerinin çoğu booking ve airbnb’den otel olarak kiralanabiliyor.
Köy ayrımındaki bilgilendirme levhası-Reinebringen başlangıç noktası ve tırmanış başladı
Reinebringen’e 2024 yılında 46.000'den fazla kişi tırmanmış, deniz seviyesinden başlayan tırmanış 510 metre yükseklikte sona eriyor. Zirvede Reine, Sakrisoy ve Hamnoy köylerini gören muhteşem bir panorama var, hayatınızda görüp görebileceğiniz en harikulade manzara, bakmaya doyamıyorsunuz, burası beni gerçekten büyüledi. Parkurda mayıs ve eylül ayları arasında yürüyüşler serbest, bu tarihlerin dışında ise çıkışa izin verilmiyor, zirveye Nepalden gelen Şerpaların yaptığı 2000 adet doğal taş basamakla çıkılıyor. Yürüyüşe köy merkezinden başlanırsa 5,8km, merdivenlerin başından başlanırsa 3km sürüyor ve ortalama 3 saatte tamamlanıyor. Yağışsız ve açık havada tırmanılması manzaranın keyfini çıkarabilmek için ve yağışlı havalarda basamakların kaygan, yamacın ise çok dik olması nedeniyle tehlike yaratacağından çok önemli, hayvanlar ve küçük çocuklar için ise hiç uygun bir rota değil.
Reinebringen Merdivenleri
Yürüyüşe başlamak için Reine Köyü sapağındaki 10-15 araçlık otoparkta kalan son yere arabayı park ettik. Hava çok güzel bulutsuz, güneşli ve rüzgar yok, ideal koşullar var, yine de buraların havasına hiç güven olmuyor, aniden yağmur ve şiddetli rüzgar başlayabiliyor, güzel havayı bulmuşken bir an önce tırmanışa başlamak istiyoruz. Otoparktan çıkıp başlangıç noktasına geldiğimizde kalabalık bir grup merdivenlerin önünde bekliyordu, çıkışın başında duran görevli basamaklarda ve çevredeki kayalarda kaymalar olduğunu, şerpaların temizlik, onarım işlemi yaptıklarını güvenlik sağlandıktan sonra tırmanışa izin vereceklerini söyledi, yarım saat kadar bekledikten sonra işlerin 3-4 saat belki de daha fazla uzayabileceği, isteyenlerin bekleyebileceğini ancak yarın sabah kesinlikle rotanın açılacağını söyledi.
Manor Villa Olenilsoya Hotel-Sakrisoy
Zaman kaybetmemek için beklemek yerine 3,5 km uzaklıkta Sakrisoy Köyünde Manor Villa Olenilsoya otelinde yer ayırtıp, eşyalarımızı bıraktık. Otel konum ve mimari olarak mükemmel, kaldığım en temiz ve en güzel otellerden biri diyebilirim, içeride ayakkabılarla dolaşmak yasak, müşteriler giriş kapısında ayakkabılarını çıkarıyor, odalar, banyo mutfak her yer bal dök yala durumu, yakınındaki otopark ise ücretsiz.
Başlangıç noktasına tekrar geldiğimizde aynı görevli çalışmaların bitmek üzere olduğunu 1-2 saat içinde parkurun açılabileceğini söyledi, ne olursa olsun bekleyip bugün bu yürüyüşü yapmaya kararlıyız. Büyük bir kayanın yanında güzel bir ağaç altı bulup yerleştik, fırsattan istifade yanımızda getirdiğimiz sandviçleri yedik, çay içtik. Etrafımızda bizim gibi kararlı bekleyen kalabalık bir grup daha var, bir süre sonra gruptakilerin bir kısmı beklemekten sıkılıp yarın gelmek üzere ayrıldılar. Saat 17.00'de tepeden inen Şerpaları görünce yolun açılacağını anladık 20-25 dk. sonra bekleyiş mutlu sona ulaştı yarım saat sonra yol açıldı. Parkurun açıldığını öğrenip gelenlerle birlikte 50-60 kişilik bir grup tırmanmaya başladık, gençler ve antrenmanlı olanlar hızla öne geçip arayı açtı, biz 3 kafadar normal tempoda basamakları adımlamaya başladık.

Reinebringen Zirvesi
Keyifle başlayan tırmanış deniz seviyesinden yükseldikçe hepimizi zorlamaya başladı, daha önce hiç 2000 basamak tırmanmayan bacaklarımız ve dizlerimizde ağrılar başladı, sürekli merdiven çıkmak olağanüstü yorucu, 500 basamaktan sonra kısa aralıklarla mola vermeye başladık, tırmanış o kadar dik ki 1000 basamaktan sonra aşağıya bakmak korkutucu hale geldi yüksek korkusu olanların bu parkurda işi zor, yukarı baktığımızda yılan gibi kıvrılan merdivenlerde oflayıp puflayarak tırmanan insanları görmek hem eğlenceli hemde moral bozucu. Başta dün tırmandığımız Tjeldbergtind'in iyi bir antrenman olduğu fikrindeydik ama yanılmışız burası çok başka, çıktıkça daha kısa aralarla mola vermeye ve oturmaya başladık, dizler kötü, baldırlarda yanma hissi ile baş etmeye çalışıyoruz, nihayet 1,5 saat sonra tepeye ulaştık, kayalık bir dağın sırtındaki ilk seyir noktasında gördüğümüz manzara nefes kesici, bütün yorgunluğumuzu unutturdu, ölmeden önce görülecek yerler listesi yapsam ilk sıraya Reinebringen yazarım.

İlk seyir terasından sonra sırt boyunca hafif eğimli toprak bir patika devam ediyor yüz metre ileride kayaların üzerinde son buluyor, burasının manzarası daha güzel ve geniş açılı, denize doğru dimdik inen kayalar baş döndürücü bir boşluk hissi yaratıyor sonrasında masmavi bir deniz üzerinde küçük adacıklara serpilmiş kırmızı ahşap evler ve ardında yine dimdik yükselen kayalık dağlar, görüntü tam anlamıyla muhteşem her iki teras da da yüzlerce fotoğraf çektik, Deniz hızını alamadı okyanusa bakan uçtaki kayalıklara tırmanıp gözden kayboldu, bir süre sonra geri geldiğinde çok farklı bir açıdan bir sürü fotoğraf daha çekmişti. Zirvede 1 saate yakın zaman geçirdik, bir daha belki göremeyeceğimiz bu şahane manzarayı zihnimize iyice kazıdık. İnişin daha kolay olacağı düşüncesindeydik ama yanılmışız inene kadar yorgun dizlerimize ve ayaklarımıza söz geçirmekle uğraştık, nihayet denize seviyesine indiğimizde pestilimiz çıkmıştı ancak gördüklerimiz he şeye değerdi, umarım tekrar buralara yolum düşer ve bir kere daha bu unutulmaz merdivenleri tırmanırım.

Bitkin bir halde otele döndük, duş alıp biraz dinlendikten sonra rahatladık gücümüz yerine geldi ve yemek için Reine merkezine “Tapperoo Bistro” Restorana geldik, keyifli bir sohbet eşliğinde güzel bir yemek yedik.
-Trolltunga (Trol Dili) Yürüyüşü; Norveç yürüyüş rotalarının en popüler, en zorlayıcı aynı zamanda da en büyüleyici olanlarından biri, parkur üzerinde metrelerce yüksekten dökülen şelaleler, buzul gölleri, derin uçurumlar, dik tırmanışlar, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen basamaklar, devasa kaya yüzeyleri ve muhteşem manzaralar var, en dayanıklı olanların bile sınırlarını zorlayan, çoğu zaman geri dönmeyi düşündürten, saatlerce yürüdükten sonra rastladığınız tabela da hal bilmem kaç km yazan insan iradesini zorlayan sabır ve dayanıklılık gerektiren bir parkur kısaca bu yürüyüşte beklentilerinizi karşılayacak her şey var.

Trolltunga'ya ulaştığınızda göreceğiniz manzarayı hayatınız boyunca unutamayacaksınız, deniz seviyesinden 1100m yükseklikte, Ringedalsvatnet'e doğru uzanan Troll diline benzeyen muhteşem kaya bloğu nefes kesiyor. Bu kayanın üzerinde olmak, altınızdaki derin boşluğu hissetmek unutulmaz bir deneyim. 2018 yılında ilk kez çıktığımda bu rotanın insanın fiziksel sınırlarını test ettiği, doğaya ve kendine karşı verdiği büyük bir mücadele olduğu sonundaki ödülün ise unutulmaz olduğu düşüncesine varmıştım tekrar aynı duyguları yaşayabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum.

Mesafe : 28km Süre : 11-14 saat Yükseklik : 1100m Zorluk Derecesi : Zor
Troll ve Tongua isimlerinin birleşiminden oluşturulan bir kelime Trolltunga, Troll İskandinav mitolojisinde insana benzeyen dev yaratıklara verilen isim, Tongue ise dil anlamına geliyor, Trolltunga ise Troll dili anlamında kullanılıyor.
Tyssedal Karayolu ile Oslo'dan 360 km (4 saat), Bergen'den 143 km (3 saat feribot geçişi dahil), Stavanger'den 200 km (4 saat), Flam'dan 150 km (2,5 saat) uzaklıkta. 2018 yılındaki gelişimizde kuzeyden Nordkapp üzerinden araba ile gelmiş, Kinsarvik'te Bravoll kamping'de kulübede konaklayıp sabah Tyssedal'a ulaşmıştık, 2024 ise geceyi Tyssedal’da Slotted Apartments’da geçirdik. Tren kullanmak isteyenlerin Oslo merkez istasyonundan binip 6 saatlik bir yolculuk sonrası Voss istasyonuna gelmeleri buradan otobüsle Tyssedal durağında inmesi gerekiyor, durağın karşısında Trolltunga tabelası rahatlıkla görülüyor. Tren biletlerinin pahalı olduğu ve zor bulunduğu söyleniyor önceden internet üzerinden rezervasyon yapılsa iyi olur, Bergen'den gelenler yine Voss istasyonunda trenden inip otobüsle Tyssedal'a geçmeleri gerekiyor. Voss istasyonu - Tyssedal arası 1,5 saat.
Tyssedal Kilise -2018 ve 2023 yıllarında kaldığımız oteller
Başlangıç rotasına en yakın otel 13 nolu karayolu üzerinde Tyssedal durağına 100m yürüyüş mesafesindeki Tyssedal Hotel, 2018 yılındaki ilk yürüyüşte Fuat’la bu otelde kalmıştık, biraz pahalı (gecelik 120€/oda kahvaltı dahil) ancak temiz ve yatakları çok rahat, daha ucuz olanı ise 2024 yılında kaldığımız aynı otel tarafından işletilen apart dairelerin bulunduğu “Slottet Apartments” (90€/oda) yürüyüş sonrası bir an önce dinlenmek için en ideal yerler. Ayrıca Oddal ve Kinsarvik arasında, Trolltunga Guesthouse&Hostel, Sekse Köyü yakınındaki “Hardanger Apartments”, “Viking Fjordland”, “Petter Sexe Ulriksen”, Osvik yakınlarındaki “Tessa Apple Farm”, “Ullensvag Gjesteheim” ve “Hotel Ullensvag”, Kinsarvik merkezindeki ahşap kulübeler, karavan alanları ve Bravoll Camping, Kinsarvik Camping, First Hotel Kinsarvik, Mikkelparken Ferietun, Odda yakınlarındaki Jomalet 6 b, Trolltunga Studios ve Hardanger Hotel de diğer seçenekler.
2018 turu Fuat yolluk hazırlıyor-Trolltunga kavşağı ve P1 Karavan parkı

Arabasız gelenler genellikle Tyssedal veya Odda merkezinde konaklıyor, buralardan servisler veya özel araçlarla Skjegeddal Park2'ye gidiliyor. Yürüyüşe Tyssedal’dan başlanırsa 39km, Park 1’den 38km sürüyor her ikisi de çok uzun mesafeler. Tyssedal'dan P2'ye 7,2km'lik dar ve virajlı ama asfaltı düzgün bir araba yolu var, genellikle Park2’den başlanıyor ve gidiş-dönüş mesafesi 28km, P3’ten yürünen mesafe ise 20km. P2'den başlanırsa Park3'e çıkan asfalt yol çok yorucu bölüm, burayı Shuttle ile çıkarsanız en yorucu etaplardan biri atlanmış oluyor. Arabayla gelenler için 3 farklı otopark bölgesi var. Park1; 220 araç kapasiteli 1 gün 300Nok (25,92€), 2gün 500Nok (43,21€), 3 gün 700Nok (60,49€), (ancak ücretler aynı gün için gece yarısına kadar geçerli sonra ikinci gün ücreti alınıyor). Biletler park alanındaki otomatik makinelerden alınabiliyor. Park1 E13 karayolundan 1km sonra ancak burası genellikle karavanlar ve büyük otobüsler için kullanılıyor. Park2; 180 araç kapasiteli, 1 gün 500Nok (43,21€), 2gün 700Nok (60,49€), 3 gün 900Nok (77,77€), burada da ücretler gece yarısından sonra değişiyor. Park3 ise 30 araç kapasiteli ve önceden rezervasyon gerekiyor, yüksekliği 2 metrenin üzerinde olan araçlar bu parka alınmıyor.
2023 turu Vetlavatnet Gölü-P2 otoparkı-P3'e çıkış için Shuttle noktası ve şelale
2018 yılındaki yürüyüşte hava koşulları çok iyiydi, 2024 yılında ise başlangıçta hava açık ve güneşli ama dönüş yolunda şimşek ve gök gürültüsü olmasına rağmen hafif bir yağmura yakalandık, her iki yürüyüşte de sıkı bir kahvaltı yapıp yanımıza da sandviç, bira, çikolata ve enerji barlarından oluşan yolluklarımızı aldık, ilkinde saat 11.00 ikincisinde ise 10.15’de yürüyüşe başlayabildik ne kadar erken yola çıkılırsa o kadar iyi 08.00 gibi başlansa iyi olur.
1 Haziran - 31 Ağustos arası yürüyüş için en uygun mevsim aralığı, bu tarihler arasında rehber alma zorunluluğu yok, hava koşulları görece daha iyi, sezon bitiminden sonra ise rehbersiz yürüyüşlere izin verilmiyor ve kış koşulları kar buz çok fazla. Yıl boyunca ortalama 80.000 kişi parkuru yürüyor, mental ve fiziksel açıdan çok zorlayıcı, özellikle ilk 4,3 km’lik asfalt bölüm tamamlandığında geri dönen çok oluyor ortalama %15 eğimle 400m yüksekliğe tırmanılıyor. Hava koşulları çok değişken, Haziran ayında bile güneşli hava birdenbire değişip yağmur şimşek ve hatta kara dönebiliyor her zaman tedbirli olmak gerekiyor, yağmur yağdığında özellikle kayalık zeminlerde daha çok dikkat etmek gerekiyor.

Asfalt kısım bittiğinde düz bir platoya ulaşılıyor, düzlükte küçük dereler ve buzul gölcükleri ile arazide seyrek olarak dağılmış birkaç dağ kulübesine rastlanıyor, dereler üzerine ahşap köprüler yapılmış, 40-45dk. rahat bir tempoda yüründükten sonra Gryteskaret geçişine geliniyor, burası dik bir yamaç ve doğal taşlardan yapılmış basamaklarla tırmanılıyor, ilk etaptaki yorgunluktan sonra platodaki düzlükte biraz dinleniliyor ama merdivenler de çok yorucu bir kısım en çok geri dönülen diğer bir nokta da burası, merdivenlerin bitiminde, yüzeyi düz dev bir kaya bloğu üzerinde zincir ve halat yardımıyla çıkılıyor ama bunlar a tutunmadan da yürünebiliyor, karlı ve yağmurlu havalarda bu bölüm çok kaygan olduğundan tehlike yaratıyor çok dikkatli olmak gerekir. 2018’de kaya üzerinde yürüyüşçülere yardımcı olan zincir ve halatlardan vardı bu sefer göremedik. Basamakların rıhtları farklı yükseklikte olduğundan takılmamak için her adımın dikkatli atılması gerekiyor. Yamacı çıkınca buzul gölüne kadar küçük iniş çıkışlarla devam eden patika nispeten kolay, buzul gölü iyi bir mola yeri genellikle herkes burada bir süre dinleniyor.
2018 çıkışı ekip iki kişi Derya ve Fuat başlangıçtaki asfalt bölüm-İlk tepe sonrası düzlük plato geçişi ve ikinci çıkış öncesi mola
Donmuş gölün kıyısındaki molada kayaların üstüne oturup sandviçlerimizi yerken buzun içine koyduğumuz biralar da soğumaya başladı, dönüş yolundakiler biraları görünce imrenerek bakıp şakalaşıyorlardı, hatta bir tanesi bu biralar için 1 milyon dolar vermeye hazırım diye şaka yaptı gülüştük, yemek sonrası soğuk biranın keyfi unutulmazdı, sonrasında tekrar yürümeye başladık, yol üstünde irili ufaklı donmuş gölcükler, kayalar arasından sızan kaynak suları buzullardan akan dereler geçerek yola devam ettik ve bir sonraki dik geçiş olan Trombeskar'a ulaştık.
2018 yürüyüşü buzul gölü kıyısında bira molası
2023 yürüyüşü aynı buzul gölünde yine bira molası
Trombeskar'ın ardından 10-15 metrelik bir yarığı indik, çıkışta zemin kar kaplı olduğundan halatlara tutunmak zorunda kaldık, bir süre yüksek bir sırtta kayalık zemin üzerinde yürüdük birden önümüze Lingedalsvatnet gölüne inen derin bir uçurum çıktı, manzara şahane mecburen oturup bir süre seyrettikten sonra devam ettik.
Gitgide yorgunluk artmaya başladı, yol sanki hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor, acil yardım için yapılmış dağ kulübesini ve küçük bir baraj setini geçtikten sonra kısa bir yamacı tırmandık ve zemini tamamen kaya kısa bir düzlüğe burası son etap sayılabilir, düzlüğün sonu çok derin bir uçurum ve artık buradan nefes kesen görüntüsü ile Troltunga karşımıza çıktı, derin bir oh çekip bir kayanın üzerine oturduk, sabah erken yola çıkan birçok kişi dönüş yoluna geçmiş durumda, 2018 yılında kayanın üzerine çıkmak için epey sıra beklemiştik, bu sefer çok rahat dilediğimiz kadar üzerinde kalıp bol bol fotoğraf çekebildik.
Yürüyüşten görüntüler ve Lingedalsvatnet Gölü manzarası

Kaya çevresinde doğal görüntüyü bozmamak için herhangi bir önlem alınmamış, dik bir kayaya çakılmış metal gemici merdiveninden 3-4 metre inip düz bir platforma geliniyor buradan birkaç adım sonrası Trolltunga önünüzde uzanıyor, artık iş sizin cesaretinize kalmış durumda yükseklik korkunuz yoksa kayanın üzerinde yürüyorsunuz, aşağısı baş döndüren bir boşluk kenarlara fazla yaklaşınca içiniz ürperiyor, her şeye rağmen kayanın üzerinde olmak inanılmaz bir duygu. Bir çok maceracı gözü pek genç kaya üzerinde tehlikeli gösteriler yapıyor, kimileri ayaklarını boşluğa sallandırıyor, kimileri de amuda kalkıp poz veriyor, hatta bazıları kayanın ucuna tutunup aşağıya sarkıyor, çevrede uyarı levhaları olmasına rağmen 2015 yılında Avustralyalı bir genç uçuruma düşerek yaşamını yitirmiş.
Küçük bir yemek molası- -Yol üstündeki kaynaklar Fuat'ın bittiği an ve Tysshol Rezervuarı
Bir saate yakın Trolltunga çevresinde dolaştıktan sonra uzaklarda gök gürlemeye şimşekler çakmaya başlayınca kayalık arazide açıkta kalmak istemedik, yürüyüşteki en büyük tehlikelerden biri çıplak arazide sığınacak yer olmaması, yıldırım çarpması riski büyük, hafiften yağmur da çiselediği için sıkı bir tempoda dönüşe başladık, çevrede çok az insan görünüyor tek tük yukarıda çadır kurmaya giden gençler dışında artık kimse kalmadı.
2018 Fuat'la birlikte Trolltunga üzerindeyiz

2018’de Fuat’la 6 saatte çıkıp 5 saatte inmiş toplam 11 saatte turu tamamlamıştık 2024’te ise Aykut ve Deniz ile 8 saatte çıkıp 5 saatte indik, ilk yürüyüşte Fuat’ın ayakkabıları parçalandı ve dönüşte atmak zorunda kaldık, her ikisinde de ayaklarımızda derman kalmadı kendimizi otele zor attık. Her şeye rağmen çok güzeldi 3. bir turu yaparmısın diye soracak olursanız cevabım bayıla bayıla yaparım.
2023 Trolltunga üzerindeyiz

Vee mutlu son yürüyüyüş de biz de bittik
Trolltunga yürüyüşü için kısa notlar:
* Meteorolojiden hava raporu mutlaka alınmalı eğer kararsız veya belirsiz hava durumu varsa özellikle amatör yürüyüşçüler için risk var demektir iyi hava olduğundan emin olun,
* Yanınızda atıştırmalık sandviçler ve enerji verici yiyecek bulundurun, su sorunu yok her yerde temiz kaynak var bir matara yeterli,
* Kıyafet seçimi çok önemli mutlaka su geçirmez tabanları kaymayan outdoor ayakkabı, yağmurluk, yürüyüş için üretilmiş dayanıklı ve su geçirmez pantolon olmalı, jean tercih edilmemeli, yedek çorap mutlaka alın bazı yerlerde karlı geçişler var ayaklar ıslanıyor,
* Yukarısı her mevsim soğuk, yürüyüşün uzaması ve geceye sarkması ihtimaline karşı soğuktan koruyacak bir şeyler alınmalı,
* Yola erken çıkmak gerekiyor 07.00 uygun bir saat,
* 15 Haziran-15 Eylül arası yürüyüşler için izin gerekmiyor, bu tarihler dışında rehberli ve izinli çıkışlar mümkün. 15 Ekim-18 Mart arası ise yürüyüşlere kesinlikle izin verilmiyor.
* Rehberli çıkışlar her zaman güvenli ancak rehbersiz çıkışlarda yönlendirme tabelalarına ve kayalara çizilmiş kırmızı işaretlere dikkat edilmeli, bu işaretlerin belirttiği rotadan ayrılmamalı özellikle sisli havalar çok tehlikeli.
* Yanınızda pusula, el feneri olsa iyi olur,
* Rehbersiz yürüyen deneyimsiz grupları takip etmek riskli sık sık rotadan çıkıyorlar.
* Zorluk derecesi yüksek ve çok yorucu olan bir parkur, çoğu yerde dere, buzul geçişi yapılıyor, çamurlu alanlar, kaygan ve keskin kayalar ayakkabı düşmanı. Fuat'ın ayakkabılar yolun yarısında dayanamadı parçalandı.
* Kondüsyon kesinlikle iyi olmalı en az 11 saat süren zorlu bir parkur birçok kişi tamamlayamıyor, umutsuz olmaya da gerek yok bizimle birlikte 70 yaşındaki gönlü genç bir maceraperest destek almadan parkuru tamamladı.
* Dönüşte bacaklarınızda daha önce hiç hissetmediğiniz kadar yoğun acı ve ağrı olacak mümkünse yakın bir yerde konaklayın ağrılar geçince tekrar çıkmak için her şeye razı olacaksınız.
* İlk 4,3 km asfalt olmasına rağmen çok zorlayıcı bu kısmı shuttle ile atlayabilirsiniz yürüyorsanız sakın vazgeçmeyin.
* Fotoğrafçılar mutlaka iyi bir kameranız olmalı yoksa çok üzülürsünüz muhteşem kareler çekeceksiniz.
* Telefon ve fotoğraf makinelerinin şarjları mutlaka dolu hafızaları ise yeterli olmalı kontrol edin.
* Yukarıda konaklamak isteyenler yük ile tırmanmak çok yorucu kondüsyon yetersiz ise hiç denemeyin her fazla ağırlık ilerleyen saatlerde tonlarca yük gibi gelir.
* Tyssedal Oteli gecelik 120€ kahvaltı dahil biraz pahalı ancak temiz ve konforlu, Slottet Apartmens daireleri ise grup gelenler için önerilir.
* Skjegeddal otoparkı ise günlük 100 Nok gece de kalınacaksa 200 Nok.
Son olarak Yaptığım en yorucu yürüyüş, gördüğüm en muhteşem görüntü ve yaşadığım en yoğun heyecandı anlatmak zor yaşamak gerekir.
-Preikestolen (Pulpit Rock) – Kürsü Kayası: 2018 yılında Trolltunga, Preikestolen ve Kjerag rotalarını 3 gün içinde tamamlamıştık ve perişan olmuştuk, Trolltunga yorgunluğundan sonra ilk defa güne erken başlayamadık dün gerçekten çok yorucuydu. Otel kahvaltısı beklediğimizden iyi çıktı kaybettiğimiz enerjiyi bolca depoladıktan sonra 4 saat süren 200 km'lik bir araba yolculuğu yaparak Preikestolen otopark bölgesine geldik. Buradaki ziyaretçi merkezi güzel bir tesis market, otel, restoran, mağazalar, wc-duş, cafe kısaca ihtiyaç duyulan her şey bulunuyor, öncelikle bira eşliğinde güzel bir yemek yedik.

Araç parkındaki rota haritası

Mesafe : 8km Süre : 4-5 saat Yükseklik : 607m Zorluk Derecesi : Kolay
Norveç'teki en popüler ve en çok tercih edilen yürüyüş rotalarından biri, neredeyse bütün cruise gemileri ile gelen turistlerin programında bulunuyor. Her yıl yaklaşık 300.000 kişi geliyor, Stavanger'e karayolu ile 1 saat uzaklıkta ve Norveç’teki en güzel Fiyordlardan biri olan Lysefjord'u kuşbakışı gören panoramik bir manzaraya sahip. Zirvede doğrudan denize inen kürsü şeklindeki kaya buzul çağında oluşmuş. Gidiş-dönüş toplam 8km süren parkur herkesin yapabileceği kolay kategorisinde tanımlanmış. Deniz seviyesinden 270 metreden başlayıp 604 metreye çıkılıyor. Normal bir yürüyüş temposu ile 4-5 saatte tamamlanabiliyor. 15 Mart-15 Kasım arası yürüyüş için en uygun zaman aralığı.
Preikestolen otopark bölgesi ana bina ve başlangıç noktası
Stavanger'den Preikestolen’e karayolu ile iki ayrı güzergah bulunuyor, her iki yol üzerinde de feribot geçişi var, biz Trolltunga üzerinden ters yönden geldiğimiz için Stavanger yönünü dönüş yolunda kullandık, otopark ücreti günlük 300 Nok. (10Euro civarı)
Preikestolen kısa ve kolay bir parkur olmasına rağmen bir gün önceki Trolltunga bacaklarımızı o kadar çok zorlamış ki ağrılar halen geçmemiş durumda üstelik birde 4 saat araba yolculuğu yaptık. Patikanın başlangıcındaki basamakların rıhtları çok yüksek ve dengesiz kimi 10cm kimi 30-40cm’i buluyor belli bir ritm tutturmak zor ilk tepeyi çıkınca bir süre düz yürünüyor ve rahatlıyoruz sonrasında bacaklar alışıyor ve daha rahat yürümeye başlıyoruz, ardından kısa ama daha dik bir tırmanış başlıyor, tırmanış bitince düz ama bataklık bir arazi başlıyor neyse ki ahşap patika bir yol yapılmış parkurun en kolay kısmı bu bölüm, ahşap yol bitince yine dik taş basamaklı tırmanış ve inişin ardından küçük bir göl kıyısına geliyoruz. Göl berrak ve su çok temiz suyun cazibesine kapılıp yüzenler var. Gölden sonra sol tarafı derin uçurum sağ tarafı dik ve düz bir kaya olan, uçurum tarafında zincirle güvenlik önlemleri alınmış patikadan ilerleniyor, patikanın sonundaki köşeyi dönünce bütün heybetiyle Preikestolen (Pulpit Rock)-Kürsü Kayası gözlerininizn önüne seriliyor ve burayı gören şanslı insanlardan biri oluyorsunuz.
Yürüyüş manzaraları

Preikestolen Lysfjord’un masmavi serin sularına 604 metre boyunca dimdik inen nefes kesen bir kaya kütlesi, Lysfjord'un en ikonik yerlerinden. 1896 yılında bir gemi yolculuğunda Thomas Peter Randulf kayayı fark ediyor, arkadaşı Ole Hausken ile kayanın üzerine çıkmaya karar veriyorlar. O zamanlarda yol olmadığı için deniz seviyesinden keşfe başlamışlar ve kayanın üzerine kadar tırmanmışlar. Sonraki yıllarda rota çok ünlü olunca Nepalden getirilen şerpaların yardımıyla taş merdivenli yollar yapılmış ve parkurun Cruise turlarındaki rotalara eklenmesi ile iyice ünü artmış sonunda Norveç'in en popüler turistik noktalarından biri haline gelmiş.



Kaya 25mX25m boyutlarında Lysefjord üzerine kürsü(masa) gibi uzanan yekpare bir kütle, denize doğru 604 m boyunca dimdik iniyor. Macera ve adrenalin düşkünleri kaya üzerinden paraşüt, yamaç paraşütü, bez kanat ve hatta araba ile bile atlıyorlar. Tom Cruise'ın başrolde oynadığı "Mission Impossible" filminin bazı sahneleri burada çekilmiş.
Yürüyüş bitti yemek zamanı
Kayanın üzeri her zaman çok kalabalık her yaştan yürüyüşçü bu parkuru yapabiliyor, bu yükseklik te böyle büyük bir kütlenin ayakta durabiliyor olması şaşkınlık verici, zirve genelde rüzgarlı fotoğraf ve manzara izleme derken 1 saat harcanıyor dönüş daima daha hızlı ve daha az yorucu oluyor.
-Kjeragbolten: Kjerag Lysefjord kıyısında yükselen bir dağın ismi, burayı ünlü yapan şey ise 1084 metre yükseklikte iki blok arasına sıkışmış 5m3'lük bir kaya parçası ile karşı yamaçta 1000 metre yükseklikten denize dökülen Kjeragfossen şelale çekilen zorlukların ödülü. Trolltunga ve Preikestolen'den sonra 3.gün Kjeragbolten yürüyüşünü yapmak tam bir çılgınlıkmış burası diğer ikisinden daha zorlu bir parkur.

Mesafe : 12km Süre : 6-8 saat Yükseklik : 570m Zorluk Derecesi : Zor
Kjeragbolten, Norveç’in güneyinde Lysefjord kıyısında Lysebotn Köyüne araba ile 15dk. mesafede, iki kaya bloğunun arasına sıkışmış kaya parçasına verilen isim. Bu ikonik yürüyüş rotası ülkenin en bilinen yerlerinden biri. Zorluk derecesi yüksek olan rotanın uzunluğu gidiş-dönüş 10 km, kısa ama yer yer zorlu tırmanışları olan ve kayalara çakılmış zincir ve halatların kullanıldığı bol inişli çıkışlı bölümleri olan yürüyüş için en uygun dönem 1 Haziran – 30 Eylül tarihleri arası, kışın çıkışlara izin verilmiyor zaten buraya gelen karayolu da kar yüzünden açık olmuyor.

Yürüyüşçüler genellikle Stavanger’de konaklayıp 2,5 saatlik bir araba yolculuğu ile Kjerag otoparkına geliyorlar, bir diğer konaklama yeri ise 15 dk uzaklıktaki Lysefjord kıyısındaki Lysebotn Köyü. Biz Stavanger’de konaklayıp sabah yola çıktık önce 45 nolu karayolunu ardından Fv975 ve Fv986 yollarını kullanarak Sinnes üzerinden Kjerag’a geldik, 139 km'lik yol yaklaşık 2,5 saat sürüyor, 45 nolu karayolu dar ama düzgün asfaltlanmış, Sinnes yakınlarında Fv975 karayoluna girdiğimizde yol tek şeride düştü, kritik noktalarda yapılan ceplere girilerek araçlar karşıdan gelene yol veriyor, Norveçliler için çok alışıldık olan bu durum bizler için çok garip neredeyse hiç sorun çıkmıyor, karşıdaki aracı ilk gören ve cepe yakın olan hemen duruyor ve yol veriyor. Alternatif yol olarak Songesand'a kadar 13 nolu karayolundan gidilip buradan Fv661 karayolunu kullanarak feribot ile Lysebotn'a geçiş de önerilebilir ancak bu yolculuk 3,5 saat sürüyor ve feribot için ücret ödeniyor. Bergen'den 6,5 saat Oslo'dan ise 7,5 saatlik bir araba yolculuğu ile de ulaşılabiliyor.
Preikestolen yürüyüşü sonrası akşam Stavanger'de Lagardsveien Bulvarı üzerinde Lagardveien Guesthouse'da konakladık. Trolltunga ve Preikestolen yorgunluğunu üzerimizden atamadan erken kalkıp şehri baştan başa dolaştık, planımız bu günü dinlenerek geçirmekti ama iyi havayı görünce yorgunluğumuzu unutup Kjeragbolten’a tırmanmaya karar verdik ve 13.00'da yola koyulduk, 15.30'da başlangıç noktasındaki otoparka ulaştık.
Otopark bölgesi ve Lysabotn ve Lysafjord manzarası
Stavanger şehir turu bacaklarımızı biraz açtı ama hala çok yorgunuz ayaklarımızdaki ağrılar hala çok fazla olmasına rağmen 6-8 saat süren bu zorlu yürüyüşü yapmayı göze aldık. Fuat'ın bana göre daha iyi, otoparktan patika görünüyor ve başlangıçtaki dik sırt gerçekten ürkütücü, içimde nasıl tamamlayacağıma dair şüpheler var ama yürümekte kararlıyız, vazgeçmek yok başladığımız işi bitireceğiz.

Ziyaretçi merkezindeki marketten alışveriş yaptık, biraz seyir terasından Lysebotn manzarasını izledik ve yürüyüşe başladık. İlk tepe çok dik tırmanırken karşılaştığımız zirveden dönen Brezilyalı çifte parkuru sorduğumda kadın ağlamaklı bir sesle bir daha asla yapmam deyince biraz gözümüz korktu, bu yamacı kayalara çakılmış zincirlere tutunarak çıktık, çok dik ve yer yer kaygan bir yamaç yağmurlu havalarda burayı tırmanmak çok tehlikeli olur.

İlk çıkış dik ve kayalık yağışlı havalarda çok riskli

İlk tepeyi çıkınca bir süre daha az eğimli kayalık bir zeminde tırmandık, iki gündür sürekli tepe tırmanıp iniyoruz o kadar alıştık ki birçok kişi için çok zor görünen yerler bize kolay görünüyor. Tepeyi geçip vadiye indik bu noktada küçük bir buzul gölünden beslenen bir dere var dinlenmek için güzel bir yer, bacaklarımız ilk isyan bayrağını burada çekti ve mola verdik. Gölü geçip bir kaç yüz metre vadi içinde yürüdük ve tekrar dik bir yamacı tırmandık.
Kayalık arazide sürekli inip çıkmak bu yürüyüşün en karakteristik özelliği

Trolltunga yürüyüşüne göre daha kısa bir parkur olmasına rağmen sürekli kayalık dik yamaçlarda tırmanmak, iniş çıkışların çok olması, yatay yürüyüşün sadece zirvede ve sert esen rüzgar altında olması fiziksel olarak insanı çok yıpratıyor, bazen birbirimizi duyamayacak kadar uğultulu ve sert bir rüzgar var.
Yolun yarısında taştan yapılmış acil yardım kulübesi var. Kulübenin yanında bir mola daha verdik, dizlerim artık beni dinlemiyor hayatımda hiç bu kadar acı hissetmemiştim.

Zirvedeki düzlüğe geldiğimizde sert esen soğuk ve uğultulu bir rüzgarla karşılaştık, Norveç kışının buzlarının kaymak gibi düzlediği kayalık zeminde yürüdük, yer yer kayalarda derin çatlaklar var çok dikkatli adım atmak gerekiyor güzel tarafı eğim az ve Lysefjord’u kuşbakışı görüyor, manzara mükemmel ufka doğru uzanan deniz harika görünüyor. Düzlük platonun kenarı çok derin bir uçurum fazla yaklaşmadan yürüdük, yolun sonunda buzların hala erimediği derin bir yarıktan yavaşça geçtik ve fotoğraflarda görüp hayran kaldığımız o meşhur kaya parçasına ulaştık. Kjeragbolten'ı gördüğümüzde bütün ağrılar sızılar unutuldu nihayet planladığımız son hedefe de ulaşmış olduk. İki kaya bloğunun arasına sıkışmış uçurumun tepesinde asılı duran o koca kaya ile karşı karşıyayız, cesaret edebilenler ve ayaklarında dermanı olanlar arka tarafa geçip üzerine atlıyor ve poz veriyor, benimse bunu yapacak gücüm kalmadı üzerine çıkmaya cesaret edecek durumda değilim, sol tarafımızda ise dünyanın en yüksek şelalesi Kjeragfossen 1000 metre yükseklikten denize doğru salkım saçak dökülüyor hem kaya hem şelale manzarası bunca yorgunluğun büyük ödülü.
Acil durum kulübesi ve zirvedeki kayalık düzlük

Kjeragbolten kayasının üzerine atlamak ayrı bir ritüel, önce uçurum tarafına geçiliyor, önceki yıllarda geçiş için takılan zincir bu yıl yok sadece kaya içine gömülmüş bir kanca var, parmağınızı buraya takıp kendinizi boşlukta asılı duran kayanın üstüne atıyorsunuz, sonrasında iki tarafı uçurum olan taşın üstünde dengede kalmak zorundasınız hata yaparsanız 1084 metre aşağıya Lysfjord'un serin sularına hızlı bir iniş ve öte dünyaya yolculuk, yani ikinci bir şansınız yok. Atlamak için içim gidiyor onca yolu geldikten sonra üzerine çıkamadan dönmek moral bozucu ama bacaklarım çok kötü daha çok nasıl geri dönerim derdindeyim yine de son bir cesaretle kancaya tutunup çömelerek geçmeyi denedim ama hata yapmışım atlamaktan daha tehlikeli bir şey bu çömelince mecburen kancayı bıraktım karşı tarafta fotoğraf çekmek için bekleyen Fuat atla diyor ama bu pozisyonda kayaya geçmek imkansız tutunacak ve sıçrayacak yer yok, geriye de dönemedim bir de aşağıya bakma gafletinde bulundum ki sormayın gördüğüm manzara ve derin boşluk hissi baş döndürücü, tamam bu iş burada bitti kalacağım burada dedim biraz oturup en azından ayaklarımı kayay değdirip poz verebildim ve biraz sakinleşince, binbir zorlukla kayadaki bulabildiğim küçük çıkıntılara tutunarak dönebildim ve kendimi toprak tarafına attım, derin bir nefes alarak, yaşamak ne güzel şeymiş be dedim. Meğer işin sırrı ilk denemede hiç düşünmeden kancaya tutunup kayanın üzerine sıçramak eğer bunu yapamıyorsan hiç deneme daha iyi. Bir saate yakın takılıp dönüş yoluna geçtik sürekli aklımda nasıl tamamlayacağım düşüncesi dolanıyor ama bu fikri aklımdan atıp kendimi motive etmeye çalışıyorum.

İşte muhteşem Kaya Kjeragbolten

Dönüş yolu epey eziyetli geçti ne kadar yorulduğumu anlatamam, son tepede otopark sahasını görünce çok rahatladım üç günde içinde arka arkaya Norveç'in üç zorlu yürüyüş rotasını yapmış olduk. Hava şartlarının iyi olması en büyük şansımız ancak bizim performansımız da yabana atılır gibi değildi. Telefonlarımız üç günde toplam 54 km yürüdüğümüzü gösteriyor. Ardımızda unutulmaz bir üç günlük macera, aklımızdan hiç çıkmayacak manzaralar ve kendimize duyduğumuz sonsuz bir güvenle arabaya oturduk ve Oslo’ya doğru yola koyulduk.

Üç günde “Trolltunga” 28 km, “Preikestolen” 9 km, Kjerag 12 km toplam 49 km dağ yürüyüşü ve 5 km Satavnger şehir yürüyüşü yapmışız.
Kjeragbolten için öneriler;
Dönüş yolu nihayet otopark göründü ama bizde tükendik
* Rotanın kısa olmasına aldanmamak gerekiyor yer yer çok kırıcı ve gerçekten zor çıkışlar var.
* Yükseklik korkusu olanların denememesi gerekiyor bazı kaya inişlerinde mecburen derin vadiler gözünüze takılıyor baş dönmesi olabilir.
* Preikestolen'e çıkanlar, orasını başardım burayı da yapabilirim diye düşünmesin her iki rota teknik olarak çok farklı.
* Trolltunga çok uzun dayanıklılık gerektiren ve çok zorlayıcı ama burasının kaya çıkışları daha dik ve daha zor.
* Meteorolojik koşullar çok önemli yağmurlu, karlı havalarda Kjeragbolten çıkışı hayal bile edilmemeli.
* Yürüyüş sezonu Haziran başı ile Eylül sonu, diğer zamanlarda otopark alanına ulaşmak bile imkansız yol kar nedeni ile kapalı.
* Zirvede kamp yapmak isteyenler, yanınızda götüreceğiniz her ekstra yük ciddi sorun yaratır iyi bir kondüsyon ve tekniğiniz olmalı.
* Su geçirmez, altı kaymayan iyi bir tırmanış ayakkabısı ile sıkı bir yağmurluk ve su geçirmez pantalon şart, hava koşulları çok değişken, rüzgar çok sert esiyor.
* Zirve 1084 metre yani oldukça yüksek, genelde soğuk ve rüzgarlı.
* Gidiş-dönüş 6-8 saat arası sürüyor, Kjerag zirvesine çıkılacaksa en az 1 saat ilave zaman gerekiyor, sabahın erken saatlerinde yola çıkmak en doğrusu.
* Zirvede kalmayacaksanız yanınızda çok fazla ağırlık taşımayın.
* Sırt çantanız kullanışlı ve sırtınıza iyi oturmalı kayalarda dengeyi bozabilir.
- Yaşadığım en harikulade, sınırlarımı en çok zorlayan, düşlerimde bile göremeyeceğim manzaralarla dolu 3 günlük bir deneyim yaşadım macera sevenlere şiddetle tavsiye ederim
Norveç Popüler Yürüyüş Rotaları
Norveç halkı tam bir yürüyüş delisi yaşlısı genci ellerinde batonlar dört mevsim yürüyorlar hal böyle olunca Dünya’nın en popüler hiking destinasyonu haline gelmiş. Ülkede her yaştan yürüyüşçülere uygun farklı zorluk derecelerinde parkurlar düzenlenmiş, ister çocuklu aileler, ister evcil hayvan eşliğinde yürüyenler, ister grup isterse solo yürüyüş yapmak isteyenler için çeşitli bulunuyor, bu parkurların 6 tanesini deneyimleme şansım oldu ve bunları yukarıda ayrıntılı olarak anlattım ancak gidemediğim daha bir sürü parkur var bazılarının çok yanından geçmeme rağmen bilgi eksikliği ve zaman darlığından yapamadım, özellikle Lofoten adalarında o kadar çok ve manzarası muhteşem rotalar var ki benden sonra gidecek olanlara yardımcı olabilmek için özet bir tablo yapmaya çalıştım, bu tabloda kendi deneyimlediklerimi Turuncu renk ile gösterdim yeşil renkte olanlar ise özellikle gidilmesini tavsiye ettiğim parkurlar bunlardan bazılarını ise kısaca anlatmaya çalıştım, umarım faydalı olur.

7- Ryten&Kvalvika Beach : Lofoten adalarındaki diğer rotalara göre daha az eğimli, görece rahat yürünebilen bir parkur. Sadece Ryten zirvesi 7 km ve kolay, Kvalvika ile birlikte yürünürse 12,5km ve orta zorlukta. Turkuaz renkli denize doğru inen dik kayalık yamaçların çevrelediği bembeyaz kumları ile Kvalvika kumsalının büyüleyici görüntüsü muhteşem, ayrıca zirvede mini Trolltunga olarak bilinen kayanın üzerinde olmak da ayrı bir keyif.
Mesafe: 12,5km Süre: 5-7Saat Rakım: 680m Zorluk Derecesi: Orta

Sandbotnen Plajı ve Otopark noktası-ahşap yürüyüş yolu Kvalvika Beach
Ramberg, Napp ve Hamnoy köylerinde konaklama yerleri bulunuyor. Yürüyüşe genellikle Fredvang‘dan veya Sandbotnen kumsalına yakın Park1 noktasından başlanıyor her iki yerde de araç park yeri bulunuyor. Yürüyüş boyunca patika yollar ile bazı yerlerde ahşap yollar düzenlenmiş, parkur Forsvatnet gölünün kıyısından geçiliyor.
8-Segla-Senja Hiking: İki kez Nordkapp dönüşü çok yakınından geçtim ilkinde bilgim olmadığından ikincisinde ise Lofoten’e odaklandığımız için uğrayamadığım bu muhteşem yeri mutlaka görmek gerekiyor. Tromso’dan Brensholmen feribot iskelesi 55km (1,15 dk.) buradan Botnham’a 45 dk. süren kış aylarında üç yaz aylarında 5 ayrı feribot seferi var saatlerini (https://www.fergeruter.info/timetable/brensholmen-botnhamn?id=117&d=2026-06-06#routeform) adresinden öğrenebilir ve Botnham’a geçebilir ardından 18 km’lik yolu 25 dakikalık sürüşle Fjordgard’a ulaşabilirsiniz Fjordgard rotanın başlangıç noktası, kısa olmasına rağmen muhteşem manzarası ile Segla bir sonraki turumun vazgeçilmez noktası olacak.

Mesafe: 5km Süre: 3-4Saat Rakım: 636m Zorluk Derecesi: Zor
Feribottan inince 25 dk sonra Fjordgard’daki okulun arkasındaki otoparka arabayı bırakıp yürüyüşe başlanıyor. Otoparkta başlangıç noktasını gösteren tabela mevcut. Geniş bir patika ile başlayan yürüyüş Segla-Barden ayrımından sonra taşlık ve dik bir tırmanışa dönüyor, tepeyi çıktığınızda önünüze geniş bir panorama açılıyor ve yürüyeceğiniz sırt görünüyor. İkonik Segla Manzarasını görmek için ise Hesten tepesine tırmanmak gerekiyor. Barden zirvesinden ise çok daha farklı açılar görünüyor.
Başlangıç noktası tabelası-Barden yol ayrımı-Segla Zirvesi-Segla ve Hesten zirveleri birlikte görünüyor-Hesten Zirvesinden Kongen zirveleri ve Mefjord
9-Hermanndalstinden Hiking: Lofoten'de Moskenesoya adasının en yüksek zirvesi, başlangıç noktasına göre 9 km ile 20 km arasında değişen parkurlar bulunuyor, 20,5 km gibi uzun bir mesafe yürünüyor ve 1029 m yüksekliğe çıkılıyor dolayısıyla fiziksel kondisyon isteyen zorlayıcı bir parkur, yol boyunca yön levhaları gayet iyi konumlanmış, bazı kesimlerde tutunma zincirleri ve iplerle güvenlik önlemleri alınmış kısmen teknik olmayan kaya tırmanış bölümleri bulunuyor ancak zirvedeki ödül büyük baş döndürücü bir manzara bütün yorgunluğu unutturacak güzellikte. Temmuz-Ağustos ayları tırmanış için en uygun zaman.
Mesafe: 20,5km Süre: 9-12Saat Rakım: 1029m Zorluk Derecesi: Zor

Yürüyüş manzaraları (https://www.horizonrando.fr/en/norway/hermannsdalstinden/)
Yürüyüş göller, şelaleler, Moskenesoya ve Forsfjord manzaraları eşliğinde yapılıyor ve hafızalarda unutulmaz izler bırakıyor. Rota genellikle Sorvagen’de Munkebu patikası otoparkından başlıyor. Munkebu’dan sonra yürüyüşün zorlu kısmına geliniyor buralarda ipli ve zincirli kaya tırmanışları var, çoğu yürüyüşçü bu noktadan geri dönüyor, rota boyunca kayalara işaretlenmiş kırmızı yönlendirmelere dikkat edilmesi gerekiyor.
10-Matind&Stave Bleik Coastal Hiking: Andoya adasındaki en güzel yürüyüş rotalarından biri, bembeyaz kumsallara vuran dalgalar, denize doğru inen kayalık dik yamaçlar ve dağlar unutulmaz bir panorama oluşturuyor. İnsan yoğunluğu az sakin ve görece kolay bir rota, zirveden Hoyvika ve Otervika plajları ile uçurumların görüntüsü inanılmaz güzellikte.

Mesafe: 7,6km Süre: 3-4Saat Rakım: 520m Zorluk Derecesi: Kolay

Ottervikvatnet Gölü ve Plajı-Platodaki yol ayrımı tabelası-Hoyvika Plajı-Matind zirvesi ve Bleik manzarası (https://www.outdooractive.com/en/route/hiking-trail/vesteralen/matinden/56037242/)
Bleik ve Andenes en yakın köyler ve konaklanacak yerler mevcut. Parkplatz Matind otoparkı araç bırakmak için uygun bir yer, patikanın da başlangıcı bu nokta dik bir yokuşla başlanıyor, yönlendirme tabelaları çok sık değil platoya ulaşınca düz bir etap sonrasında Matind’e tırmanıp Stave’e kadar yürünebilir.
11-Dronnigruta Queens Route Hiking: Norveç’teki üçüncü büyük ada olan Vesteralen adalarında gerçekleşen Lofotendeki uzun rotalardan biri. 16,5 km süren yürüyüş tarihi balıkçı köyleri Sto ile Nyksund arasında yapılıyor. Parkur kumsallar, tepeler ve pitoresk balıkçı köylerinden geçiyor. Zorluk derecesi düşük kolay bir rota. Zamanlama tutturulursa balina turları açısından da çok popüler. Sto köyü çok sevimli fotoğrafçılara estetik kareler sunan pitoresk bir köydür, Nyksund ise 1950 yılındaki büyük fırtınada yok olmuş sonrasında uzun yıllar terk edilmiş, bir süredir sanatçıların köye yerleşmeye başlaması ile tekrar canlanmış.

Mesafe: 16,3km Süre: 7-8Saat Rakım: 957m Zorluk Derecesi: Kolay

Parkur manzaraları (https://lifejourney4two.com/dronningruta-hike/)

Hangi Köyden başlarsanız başlayın yönlendirme tabelaları size yardımcı olur, her iki yönde de önce dik yokuşlarla başlanır ardından düz plato yürüyüşü inişler çıkışlarla devam edilir, zorlayıcı bir etabı olmamakla birlikte uzun mesafe fiziksel dayanıklılık gerektirir, yol boyunca göller, dağlar ve deniz manzaraları eşlik eder.
12-Haen/Vaeroy hiking: Moskenes’ten feribotla geçilen Vaeroy adasındaki parkur. Vaeroy Lofoten’in güneyinde küçük fakat ikonik manzaraları olan bir ada. Kısa ve kolay bir parkur olmasına rağmen zirvedeki manzara inanılmaz güzellikte, yürüyüş sırasında deniz kartalları için hazırlanmış yuvaları ve deniz kartallarını gözlemek mümkün.

Mesafe: 6,3km Süre: 3-4Saat Rakım: 582m Zorluk Derecesi: Kolay

Yol manzaraları
Konaklama için Vaeroy Köyünde yer bulabilir veya feribotla Moskenes veya Reine’ye geçebilirsiniz. Yürüyüşe Haen otoparkından başlanır, önce eğimli bir tepe çıkılıp ardından iki tarafı okyanusa doğru inen bir sırt boyunca devam edilir. Askeri yolun altındaki patikadan devam edildiğinde nefes kesen bir uçurum manzarası görebilirsiniz. Mastad’a doğru devam edildiğinde ise zincir ve halat desteğinde geçilen bölümler bulunuyor. Yolun sonu okyanusa doğru inen bir uçurum.
13-Festvagtinden Hiking: Henningvaer’den çıkışta 816 karayolunun deniz tarafında Festvagtinden Parking’de arabayı bırakıp yürüyüşe başlanıyor, Tjeldbergtind/Svolvaer, Reinebringen ve Floya yürüyüşlerine benzer bir parkurda kayalık bir arazide orta zorlukta kısa ama dik bir tırmanış yapılıyor, 1,3 km içinde 500 metreye ulaşılıyor. Zirvede Henningsvaer Köyü ile çevresindeki adacık ve kayalıkların görüntüsü çok güzel ancak yağışlı ve bulutlu havalarda görüş kötü olduğundan ve manzaranın tadına varılamıyor ve yürünmesi önerilmiyor.


Mesafe: 3km Süre: 2-3Saat Rakım: 541m Zorluk Derecesi: Orta
İlk dik tırmanıştan sonra küçük bir göl var, yağışlı havalarda kayalar kaygan olduğundan çok dikkatli olmak gerekiyor, zirvedeki plato dinlenmek ve manzaranın keyfini çıkarmak için uygun bir yer.
Park Alanı-Bilgilendirme levhası-Dik yamaç ve zirve (https://www.earthtrekkers.com/hiking-festvagtind-lofoten-islands-norway/)
Festvagtind seyir noktasının sağındaki patikadan 1km devam edildiğinde Torsketunga’ya çıkılıyor, yol kayalarda tırmanma gerektirdiği için biraz zorlu ama sonundaki manzara çıkmaya değer.

14-Floya Djevelporten (Devil’s Gate) Hiking: Tjeldbergtind’in karşısındaki Floya tepesine doğru çıkılan Svolvaer merkezinden başlayan ikinci tırmanış rotası. Svolvaer’e Vestpolen yönünden E10 karayolunda mendirekten sonraki tünel geçildiğinde sağdan ikinci sokak olan Blatindveien’e dönülür, sokağın sonunda yürüyüşçüler için ayrılmış otoparktaki Djeveltrappa tabelası başlangıç noktasını gösteriyor. Kısa bir yürüyüşten sonra 2019 yılında yapılan Şeytan merdivenleri (Djeveltrappa) diye bilinen ve 1203 taş basamağın bulunduğu şerpa merdivenlerine geliniyor, bu merdivenler Şeytan geçidi (Djevelporten veya Devil’s Gate) denen Kjerag kayasına benzeyen iki kaya bloğunun arasına sıkışmış yatay bir kayaya kadar çıkıyor.

Mesafe: 4,5km Süre: 3-4 saat Rakım: 590m Zorluk Derecesi: Orta

Platoya ulaşıldığında arazi düzleşir ve yol ikiye ayrılır burada Floya yönünü gösteren tabelaya göre hareket etmek gerekiyor. Yolun devamında önce bir vadi sonra bir kanyon ve üzerine ahşap patika yapılmış bataklıktan geçiliyor ve dik bir yamaç tırmanışı ile sona eriyor.
Otopark - başlangıç noktası-Şerpa merdivenleri-Vadi manzarası-Svolvaer-Şeytan Geçidi (https://www.earthtrekkers.com/hiking-svolvaer-floya-lofoten-islands/)

Platoya ulaşıldığında arazi düzleşir ve yol ikiye ayrılır burada Floya yönünü gösteren tabelaya göre hareket etmek gerekiyor. Yolun devamında önce bir vadi sonra bir kanyon ve üzerine ahşap patika yapılmış bataklıktan geçiliyor ve dik bir yamaç tırmanışı ile sona eriyor. Zirvede Vestfjord, Svolvaer ve Dağların şahane panaroması gözler önüne seriliyor.
15-Horseid Beach (Horseidstranda) Hiking: Lofoten adalarının en bakir en uzak ve en güzel plajlarından biri olan Horseidstranda’ya gitmek için önce Reine’den feribot ile Kjerksfjorden limanına gidilir, buradan başlayan 9 km’lik patika yol sizi dağların vadilerin arasından geçerek bu harikulade el değmemiş bakir plaja götürür. Bir başka rota ise Freidvang limanından başlayan rotadır, limana kadar araç ile gelinip buradan veya tünelin ucuna kadar gelip yürünebilir ve feribot zamanlarına uymak zorunda kalınmaz.

Mesafe: 9km Süre: 5-6 saat Rakım: 490m Zorluk Derecesi: Kolay

Feribot seferleri yazın her gün 2-4 kez yapılır ve 25dk. sürüyor, ilk gemiyle gelip son gemiyle dönebilmek için feribot saatlerini kontrol ederek program yapmakta fayda var. Patikanın bir kısmı çamur ve batak zeminden geçtiği için su geçirmez botlarla yürümekte fayda var, özellikle yazın bataklık kesimlerde bol sinek olduğu söyleniyor, plaja doğrudan yol olmaması nedeniyle bakir ve bembeyaz kumlar harikulade.
Yürüyüş manzaraları

16-Trollwall (Trolvegen) Hiking: Motorcuların Nordkapp rotasında mutlaka uğradıkları Romsdal vadisi ile Valldall vadisinin geçiş noktası olan ve yılan gibi virajlarından dolayı ölüm yolu olarak bilinen iki tarafında devasa şelalelerin aktığı Trollstigen yolunu gören patikadan başlayan Troll Wall veya Sabbeskaret yürüyüşü fazla bilinmeyen nefes kesen manzaraya sahip bir parkur. Rota boyunca içilecek su kaynağı az olduğundan yanınızda su götürmekte fayda var. Trollstigen ziyaretçi merkezinden ve buradaki marketten enerji barları ve su alınabilir. Yürüyüş ayakkabıların kaymaz tabanlı ve su geçirmez outdoor ayakkabı olmasına dikkat etmek gerekiyor, normal spor ayakkabılar keskin çakıl ve kayalık zeminde parçalanabilir.

Mesafe: 10,2km Süre: 6-7 saat Rakım: 754m Zorluk Derecesi: Zor

Yürüyüş manzaraları ve Troll Wall
Yürüyüşün başlangıç noktası Trollstigen ziyaretçi merkezinin otoparkı buradan seyir platformlarına giden patikaya girilir, yol üstünde Trolstiggen seyir terasından Romsdal Vadisi, Stigfosbrua şelalesi ve yılan gibi kıvrılan virajları seyredebilirsiniz. Başlangıçta hafif bir eğim ve bol manzaralı olan parkurun ikinci etabında kırılmış kayalardan oluşan dik bir zeminde devam ediliyor, sonrasında çimenlik zemin ve bir su kaynağı var burası su tedarik etmek ve mola vermek için son nokta sonrasında dik bir kaya denizine geliniyor ve asıl zorlayıcı kısım bu bölüm, uzun bir süre çıkılıyor sonunda yürüyüş Trollvegen duvarında son buluyor, burası Avrupa’nın en uzun duvarı çok dik bir uçurum yükseklik korkusu olanlar kenarlara kesinlikle yaklaşmamalı ama manzara inanılmaz. Troll Wall parkurunun yağışlı ve bulutlu havalarda yapılması önerilmiyor, manzaranın keyfini yaşayabilmek için açık ve bulutsuz havalar tercih edilmeli.
17-Rodoylova Hiking: Lofoten Takım adalarının karşı kıyısında Helgelandskystenden’in 10 km açığında Rodoy adasında, Helgeland’ın en muhteşem panoramasına sahip zirvesi Rodoylova (Rodoy’un Aslanı) bulunur. 200 kişinin yaşadığı bu küçük adaya Gjeroy ve Jektvik’den kalkan feribotlarla geçiliyor, özellikle yaz aylarında ada sakinleri için plajlara gelenler ve yürüyüşçüler önemli bir geçim kaynağı. Zirveden Helgeland Dağları, Lofoten adaları ve Rodoy Plajlarının harikulade panoraması izlenebilir. Bodo’dan 4,5, Mo-i Rana’dan ise 3,5 saatte karayolu ile ulaşılabiliyor.

Mesafe: 4,5km Süre: 2-4 saat Rakım: 547m Zorluk Derecesi: Orta

Yürüyüşten Kareler

Feribottan inip Klokkergarden’a gelmeden önce Selvagen dönüşündeki ücretli otoparka araç bırakılabilir. Yürüyüşün başlangıç noktası buranın 1km ilerisindeki Klokkergarden sapağındaki patikadır. Bir süre ağaçlar ve çalılar arasında hafif eğimle giden patika sonradan Şerpa Merdivenlerine dönüşür, platoya çıkılınca bir süre düz devam edilir sonrasında kah dik, kah az eğimli arada taş basamaklarla devam edilerek manzara noktasına ulaşılır. Zirvedeki manzara nefes kesicidir. Dönüşte sahildeki Klokkergarden Restoran’da yemek yenebilir.
Umarım bu derleme yürüyüş meraklılarına yararlı olur, keyifli yürüyüşler ve heyecan dolu maceralar dilerim.




















































































































































































































































































































































































































































































Yorumlar